Ayşegül A. Atakan
Dünyada 1 milyar kişinin hastalığı olan hipertansiyon, her 5 kişiden birini etkiliyor. Hipertansiyonlu nüfusun her yıl 1 milyon artarak, 2025'te 1.56 milyar kişiye ulaşması bekleniyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2002'de yayımladığı rapora göre hipertansiyon, kalp ve damar hastalıklarına yol açan nedenlerin başında geliyor.
Tüm dünyada hipertansiyona bağlı olarak ortaya çıkan kalp ve damar hastalıkları nedeniyle her yıl 7 milyon kişinin öldüğü tahmin ediliyor.
Türkiye'de nüfusun yüzde 20'sinde görülen hastalığın sıklığı, 45-50 yaş sonrası yüzde 50'nin üzerine ulaşıyor. Avrupa Hipertansiyon Derneği Başkan Yardımcısı ve Türk Hipertansiyon ve Arteroskleroz Derneği Başkanı Prof. Dr. Serap Erdine, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon kişinin hipertansiyon hastası olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Erdine, bu yıl dördüncüsüne ev sahipliği yapacağı yarın başlayacak Akdeniz Hipertansiyon ve Arteroskleroz Kongresi öncesinde sorularımızı yanıtladı. Hipertansiyonun toplumlar için önemi nedir?
- Tüm ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalar gösteriyor ki, kan basıncındaki her 1 milimetre cıvalık (mmHg) artışa paralel olarak kalp damar hastalıklarına yakalanma oranı da artıyor. Yine tedaviyle 1 mmHg'lik düşüş de kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm oranını ve hasta oranını büyük ölçüde azaltılıyor.
Koroner kalp hastalıklarında yüzde 16, inmelerde ise yüzde 40'lara varan bir azalma sağlanıyor. Hipertansiyonun yol açtığı sorunlar neler?
- Kalp krizlerinin yanı sıra inmelerin ve kalp yetersizliğinin de en önemli nedeni hipertansiyon. Tüm dünyada 15 milyon kişide inme görülmekte ve 2 milyon kişide de kalp yetersizliği görülmekte. Kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı gibi diğer risk faktörleriyle birlikte önce klinik belirti göstermeyen organ hasarı, daha sonra klinik belirti gösteren organ hasarı görülüyor.
Dönüm noktası gibi
Daha sonra da kalp krizleri, inmeler, kalp ve böbrek yetersizliği, daha sonra da ölümle sonuçlanan bir süreç söz konusu. Hipertansiyon, kalp damar hastalıklarıyla ilgili süreçte ilk noktada önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle de dönüm noktası gibi.
Tüm bunlara karşın hastaların önemli bir kısmının tedavi olmadığını biliyoruz.
- "Yarılar kuralı"na göre hipertansiyonu olanların sadece yarısı hastalığını biliyor. Bilenlerin yarısı tedavi oluyor, tedavi olanların da yarısı kontrol altında. Dünyada kontrol oranlarına baktığımızda az gelişmiş ülkelerde hem hastalığın sıklığı ve kontrol oranları daha düşük.
Genel olarak tedavi altında olan her 5 hastadan biri kontrol altında. Erkeklerde kontrol oranları daha kötü.
Türkiye'de durum nasıl?
- Bizde en önemli problem, hastaların tedaviyi kendisinin ayarlaması. Hastanın tansiyonunu ölçüp düşük bulması veya şikâyetleri azaldığında ilacını almaması en büyük problem.
Kendisinin hiç hissetmediği, tansiyonda gün boyu ortaya çıkan oynamalar zamanla damar içinde sorun yaratarak tedaviyi güçleştirmekte ve gizliden gizliye, sinsice organ hasarları ortaya çıkmakta. Bu nedenle kalp büyümesi, böbrek hasarları beyin damarlarındaki sorunlar daha erken dönemde ortaya çıkmakta.
Hipertansiyonla birlikte diğer risk faktörlerinin görülme oranı nedir?
- Hastaların yüzde 20'sinde hipertansiyon tek başına görülüyor. Yüzde 80'inde yüksek kolesterol, şeker hastalığı, sigara gibi birden fazla risk faktörü eşlik ediyor. Her bir risk faktörünün eklenmesi, riski büyük ölçüde artırıyor.
Gençler tehdit altında
Çocukların beslenme tarzı alışkanlıkları, erken yaşlarda hareketsiz yaşam veya daha gergin bir okul ve çalışma yaşantısına yönlendirilmesi, sürekli bilgisayar önünde hareketsiz oturması veya sosyal açıdan zayıf olması, alkol - sigaranın daha erken yaşlara düşmesi gibi nedenlerle hipertansiyon ergenliğe taşındı. Fast food ve kola ergenlerde tansiyonu artırıyor.
Korunmak için sigarayı bırakın, alkolü azaltın
Normal ve riskli tansiyon değerleri neler?
- Eğer bir başka risk faktörü ya da hastalık eşlik etmiyorsa diyabet, koroner arter hastalığı, böbrek hastalığı gibi o zaman 140-90 mmHG'nin altını hedef değer olarak belirliyoruz. Ancak şeker hastalarında 130-80 mmHg'nin altı, eğer böbrek hastalığı varsa o zaman 125-75 mmHg'nin altı gibi daha düşük değerleri hedef olarak belirliyoruz.
Sigaranın etkisi nedir?
- Sigaranın kısa ve uzun etkileri var. Kısa süreli etkileri doğrudan doğruya damarları büzücü etkisiyle içilen her sigara 15 dakika kadar tansiyonu yükseltiyor.
Bir diğeri içildiğinde tekrar yükseliyor ve asla normal değerine dönmüyor. Ve gün boyu peş peşe içilen sigaranın zaman içinde aşırı yükselmelere yol açtığı bilinmekte. Uzun dönemde de damar sertliği sürecini hızlandırıyor. Bu süreç de hipertansiyonu daha da ağırlaştırıyor.
Obeziteyle ilişkisi nasıl?
- Obez kişilerde kilo verildiği ölçüde kan basıncı düşüyor. Beden kitle indeksinin (BKİ) normal değerlerinin üstüne çıkması, hipertansiyon riskini artırıyor.
Hipertansiyon riskini azaltmak için neler yapmalı?
- Koruyucu tedavide her şeyden önce sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin azaltılması gerekiyor.
Özellikle ailesinde hipertansiyon hastaları olan kişinin bunlara ilave olarak sağlıklı beslenme ve egzersizi ekleyerek bunları yaşam biçimi haline getirmeli. Egzersiz olarak, ağırlık kaldırma şeklindeki egzersizleri önermiyoruz. Bunlar kalbe dönen kanın basıncında aşırı yükselmelere neden oluyor.
Bu nedenle yürüyüş, yüzme şeklinde örneğin haftada 3 gün, 20 dakika süren egzersizler öneriyoruz. Egzersizin, kan basıncında 5-10 mmHg düşüş sağladığı araştırmalarla gösterildi.
Hastalıkta son doğrular
Tuz tüketimi: Tuzsuz diyet artık geçerli değil. Çünkü tuzun kesilmesi sonucu, vücuttaki karşıt sistemler harekete geçip böbrek damarlarında büzülme ortaya çıkıyor. Kan basıncını yükseltici hormonlar devreye giriyor ve vücut bir şekilde savunmaya geçiyor. Hipertansiyon hastalarının sadece yüzde 20'si tuza duyarlı. Bu kişilerde tuz kısıtlaması diğer hastalara göre daha fazla yapılabilir. Ama her hastada yapılması gereken şey, aşırı tuz alımının kısıtlanması.
Soda ve kola: Soda günde bir taneden fazla tüketilmemeli, çünkü sodyum (tuz) içeriyor. Kola da damarları büzücü etkisi ve yüksek sodyum içerdiğinden ölçülü tüketilmeli.
Sıvı alımı: 1,5-2 litre su tüketimi öneriliyor. Ayrıca sulu meyveler, taze sıkılmış meyve suları, açık çay da öneriliyor.
Tansiyonu düşüren besinler: Tansiyonun sarmısak gibi ek maddelerle düşürülmesi son derece sakıncalı. Sarmısak haplarının ise hiçbir etkisi yok. Hastaların rağbet ettiği kekik suyunun ilaçlarla içilmesi sakıncalı. Meyankökü ise dirençli hipertansiyona neden oluyor.
Dil altı hapları: Artık kesinlikle önerilmiyor. Sebebi çok ani kan basıncı düşüşü ve buna bağlı olarak da geri tepme reaksiyonuyla ani yükselme. Daralmış koroner damarları olan hastalarda ani ölümlere yol açtığı saptanmış.
Kan sulandırıcılar: Kan sulandırıcı ve aspirinin kullanılmasının, tansiyon kontrol altına alındıktan sonra olumlu etkisi var. Tansiyon ilaçlarını düzenli kullanan kişilerde aspirin 75-100 miligram veriliyor. Tags: Ekleyen: Gökhan
|