İnanç: İnanılan şey, görüş, öğreti...
Lumbago: Soğuğun etkisiyle veya bir bükülme sonucunda, bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı. (TDK)
Bayram boyunca gittikçe artan bel ağrımın hareketlerimi kısıtladığından, evde kendi inancıma göre tedbirimi aldığımdan ve bayram sonrası doktora gideceğimden bahsetmiştim. Evde inancım doğrultusunda aldığım tedbirler şunlardı: Ağrıyan yere masaj yaptırmak, ağrıyan yerin hareketsizliğini sağlamak için korse takmak, sinir sıkışması olabilme ihtimaline karşı bacaklara jimnastik hareketleri yaptırarak kas tutulmasını önlemek.
Bu sabah doğru hastaneye (niye ambulansla gitmedim diye hayıflanarak) gidip muayene olurken detayları da anlattım. Doktorum bana "lumbago" teşhisi koydu. Lumbagonun ne olduğundan haberi olmayan bendeniz, (Aklımda bel fıtığı olabileceğim vardı. Bel fıtığı değilsem bu lumbago basit bir şey olmalıydı.) Eline kalemi aldığını gördüğümde hemen atıldım. Perşembe ve Cuma gününü kastederek; "Doktor Bey, mesleğim gereği hep ayaktayım. Uygun görürseniz iki gün rapor alabilir miyim?" diye sordum. Doktor kalemi elinden bıraktı ve şaşkın gözlerle bana bakarak; "Size bir haftadan az rapor yazamam ve bu bir hafta kesin sırt üstü yatarak ve dizlerinizin altına yastık koyarak yatak istirahatı olacaktır. Bakın, tutma, eğilme ve kaldırmaya yardımcı olan bu bel bölgesindeki kaslarınız kasılarak alçı görevi görüyorlar ki sizi daha önce yaptığınız yanlış hareketten korusunlar. Vücudun kendini koruması adına yaptığı size acı veren bu kasılmaları ona unutturmaya çalışacağız. Evde inançlarınız doğrultusunda yaptığınız bütün o hareketler; masaj, korse, jimnastik yanlıştı." Arkasına yaslanarak devam etti; "Aaah, Aile Hekimliği… İşte bu toplum için Aile Hekimliği çok önemlidir. Devenin boynu hesabını sormazsanız tabi… Bakın Türkiye’de pek çok insan bunu bilmez. Bel fıtığının bir önceki safhasında bulunuyorsunuz. Doğum yapan Türk kadını kilosuna dikkat etmez. Şu aşamada sizi zayıf oluşunuz korumuş. Türk insanı yaşlandığında rahat etmek için hiç kendine bakmıyor. Hayır efendim, yaşlılıkta rahat etmek için şimdi rahatımıza bakacağız. Bunun tersini yaparsanız yaşlılıkta ölümü beklersiniz. Mutfağa üç eşyayı birden götürmeyin diyorum. Teker teker götürün. İyileştikten sonra da sırt ve bel kaslarınız için düzenli egzersiz hareketleri yapmalısınız."
Mahcup ve doktora verdiği bilgiden dolayı minnettar olarak oradan ayrılırken, hastanelerde koyduğu teşhisi bile sormadan söylemeyen çünkü günde bilmem kaç hasta bakmak zorunda kalan eli öpülesi doktorlarımıza kızmamamız gerektiğini düşünüyordum.
'Aile Hekimliği çok önemlidir’ sözü hala kulağımda çınlıyordu.
Doktor karşısındaki mahcubiyetimi yıllar önce bir kez daha yaşadığımı hatırlıyorum. Gece küçük oğlumun kulağı ağrıdığında, hani duymuşum ya zeytinyağının faydalarını, kulağa da çok iyi geldiğini, bir damla zeytinyağı damlatıp sabah erkenden doktora götürmüştüm. Tabi ben saf saf doktora detayları anlattığım sırada Profesör Doktor Hanım gözlüğünü burnunun ucuna çekerek, üstünden de beni tepeden tırnağa süzdükten sonra; "Eğitimli bir bayana benziyorsunuz ama şimdi sizin karnınız acıksa ben de karnınızın üstüne ekmek koysam doyar mısınız?" diye sorduğunda yer yarılsın içine gireyim demiştim.
Hayır sayın elleri öpülesi doktorlar. Sağlıkla ilgili yanlış inançlarımız yüzünden beni, anamı, babamı, komşularımı gözlerinizi devirip "cık cık!" diyemezsiniz. Memleketimde 'Aile Hekimliği’ vardı da biz mi gitmedik? Telefon açıp da; "Alo Sayın Aile Hekimim. Gece çok geç oldu ama küçük oğlumun kulağı ağrıyor, belim ağrıyor, size gelinceye kadar ne yapalım?" diye sorduk da yanıt mı almadık? Ya da televizyonlarda günde bilmem kaç dizi yerine bir o kadar da kültür programı vardı da (uygun saatte) biz mi seyretmedik?
Sağlıkla ilgili doğru bilgilerin hepsi ilköğretimde, lisede, fakültede öğretilmiyor yoksa tıp fakültesine giderdik di mi ama? Sık sık gittiğimiz işi başından aşkın elleri öpülesi doktorların ağzından da laf alamadığımıza göre peki ne yapalım? Aile Hekimliğini gündeme getirelim. Devenin boynu hesabını yapmayalım. Yapabildiğimiz ne varsa yapalım. O zamana kadar da sağlıkla ilgili yanlış inançlarımızı sorgulayalım. Bari benim eğitim almış çocuğum doktor karşısında benim gibi, eğitim almış almamış çoğumuz gibi mahcup kalmasın, mahcupluğu bırakın doktora gidinceye kadar zarar görmesin.
Bu arada geçen seneki ilköğretim ikinci sınıf Türkçe ders kitabının konuyla ilgili resminde; hastane odasında hastayı ziyarete gelmiş bir yetişkin ve elinde çiçekleriyle iki çocuk vardı. Ve siz yetişkinler bilin bakalım bu resimde kaç yanlış vardı? Benim öğrencilerim hemen bulmuşlardı, bakalım siz bulabilecek misiniz?
Okulumdaki sevgili öğrencilerim. Yeni bilgilerimle bir hafta sonra görüşmek üzere…
Mutlu kalın! Sağlıkta doğru inançlarla kalın.
Not: Bu yazı sırtüstü yattığım yerden (ben doktorumu dinlerim) kaleme alınmış ve oğlum tarafından E-yazı’ya aktarılmıştır. Sürçü lisan ettiysek affola. Tekrar kalın sağlıcakla. Allah doktorlarımızı başımızdan eksik etmesin. Tags: Ekleyen: Gökhan
|