Eğitim-öğretimin henüz yaygın olmadığı eski zamanların birinde katır, tilki ve kurt çok iyi arkadaşmış.Birgün kuraklık gelmiş.Herkes aç.Yiyecek hiçbirşey yok.Tilki dayanamamış,
TİLKİ: Yok arkadaş, bu böyle gitmez.Biz en iyisi aramızdan birini yiyelim.
“Tamam, yiyelim” demişler “kimi yiyelim?”
TİLKİ: Aramızda en yaşlı kimse onu yiyelim de geride kalan gençler bari uzun yaşasın.
“Tamam” demişler.Tilki kurta yaşını sormuş,
TİLKİ: Kaç yaşındasın?
KURT: Tam bir yaşındayım.
TİLKİ: …eee ben de o yaşlardayım, ben de bir yaşındayım.
Bu kez katıra yaşını sormuş tilki.
TİLKİ: Sen kaç yaşındasın?
KATIR: Vallaaa kaç yaşında olduğumu bilmiyorum.Benim okumam yazmam yok ama dedem ölmeden önce kaç yaşında olduğumu tırnağımın altına yazmıştı.Okuma yazması olan varsa gelsin okusun.
TİLKİ: Valla billa benim okuma yazmam yok.Ben cahilim, benim sülalem cahil.
Kurt hemen kafasını yukarı kaldırıp havalı bir şekilde göğsünü gere gere katırın yanına gelir.
KURT: Benim okuma yazmam var.Ben tahsilliyim, benim sülalem tahsilli.
Kurt tam katırın tırnağını okuyacakken katır tekmeyi indirir ve kurt yere yazılır.Kurtun haline bakan tilki şaşırarak söylenir.
TİLKİ: Yok yav yok.Okuma da bir haltım değilmiş.