adamın biri karayollarında şefmiş ve maiyetinde yirmi personel bulunuyormuş. bizim şef gittiği her çalışma yöresinde otellerde kalıyormuş. işçilerde çadır kurup çadırın içinde kalıyorlarmış. birgün yolları bir dağa çıkar. işçiler çalışır akşam paydosu olunca çadırlarını kurarlar ve çekilirler. bizim şef çadıra giremez eee yakınlarda da otelde yokmuş. biraz gezindikten sonra. bakmış ilerde birkaç ışık var. dönmüş yönünü o tarafa ve bir köye ulaşmış. ilk vardığı evin kapısını çalmış. güzel bir kadın kapıyı açmış. buyrun demiş. şef derdini anlatmış ben karayolları şefiyim. işçilerle yukardaki yolu yapıyorduk. akşam oldu onlar çadırlarına çekildi. ben de kalacak bir yer bulmak için geldim demiş. kadın buyur içeri gel deyip bizim şefi davet etmiş. şef içeri girer kadın bir sofra kurar bu arada şefe sorar anlat bakalım evlimisin bekar mısın? Şef hem evliyim hem bekarım der: iki yıldır karımı doğru düzgün göremedim der buna evlilik mi denir der. kadın haklısınder. ben de dulum kovam öldü der. kadın bir çay demler ve şefe sorar bir isteğin var mı bak benden hiç çekinme der. şef teşekkür edip bir isteği olmadığını söyler. aradan biraz zaman geçince kadın tekrar sorar. bak sen de bekar sayılırsın bir isteğin varsa hiç çekinmeden söyle der. Şef tekrar teşekkür eder. kadın her on dakikada bizim şefe bir isteği olup olmadığını sorar ama her seferinde bizim şef kadını geri çevirir. kadın şefin yatağını yapar ve şef uyumaya başlar. Sabah olunca şef kalkar ve perdeyi aralar bir de ne görsün ki. kadın tavukları yemliyor ve bir tavuk beş tane de horoz var. şef şaşırır ve kadının yanına varıp sorar. Tuhaf değil mi der. bizim oralarda tavuk fazla olur horoz az olur ama sen de bir tavuk ve beş horoz var der. kadın cevabı yapıştırır. sen onların öyle olduğuna bakma der. içlerinden sadece bir tanesi horoz, diğerleri karayollarında şef der..